İşe Gitmek İşkence mi Geliyor? Neden Herkes İşinden Nefret Ediyor?

Sabah alarm çalıyor. İçinden şu geçiyor: “İşe gitmek istemiyorum…” Hazırlanıyorsun. Yola çıkıyorsun, ama zihnin başka yerde. Ve gün boyunca tek hedefin: Mesaiyi doldurmak. Eve dönmek istiyorsun. Bu döngü birçok insanın hayatı.
İşe gitmek istememek tembellik değil. Bu durumun arkasında oldukça güçlü psikolojik sebepler var. Araştırmalar gösteriyor ki, insanlar işlerinden uzaklaşmak istediklerinde genelde 4 temel faktör devrede oluyor:

1. Zorunluluk Hissi (Kontrol Kaybı)
İnsan beyni özgürlüğe ihtiyaç duyar. Self-Determination Teorisi’ne göre insanlar 3 şeye ihtiyaç duyar:
-Özerklik 
-Yetkinlik
-Anlam
İşe sadece “mecbur olduğun için” gidiyorsan: Beyin bunu bir görev değil, zorunluluk olarak algılar. Ve zorunluluk neye dönüşür? Direnç
Bu yüzden birçok insanın içinde şu duygu oluşur: “Gitmek zorundayım…”
Ve zorunluluk hissi zamanla şuna dönüşür: İşe karşı isteksizlik, hatta nefret…
2. Adaletsizlik ve Değer Görmeme
İş yerinde en hızlı motivasyon düşüren şeylerden biri: Adaletsizlik hissi
-Emeğinin karşılığını alamamak
-Takdir edilmemek
-Haksız davranışlar
Bu durum psikolojide “organizasyonel adalet” kavramıyla açıklanır. Araştırmalar şunu söylüyor:
İnsanlar düşük maaştan çok, adaletsizliğe tepki verir. Çünkü beyin bunu şöyle yorumlar: “Burada değerli değilim. Ve bu düşünce motivasyonu doğrudan yok eder.
3. Özgürlüğün Kısıtlanması
Her gün aynı saatlerde, aynı yerde, aynı işleri yapmak… Bu durum zamanla şunu hissettirir: Kontrol bende değil. Bu da zihinsel olarak “hapsedilmişlik” hissi yaratır.
Özellikle:
-Katı çalışma saatleri
-Sürekli denetim
-Karar verememe
Bunlar içsel motivasyonu ciddi şekilde düşürür.
4. Anlam Eksikliği
Belki de en önemli sebep bu: Yaptığın işin bir anlam ifade etmemesi. Birçok insan ne yaptığını biliyor ama Neden yaptığını bilmiyor. Bu durum psikolojide anlamsızlık hissi olarak geçer.
Ve sonuç:
-Sıkılma
-Tükenmişlik
-“Saat doldurma” davranışı

Ama belki de hiç düşünmediğin bir şey var: Yaptığın işin görünmeyen etkisi. Şimdi sana anlatacağım şey açık söylemek gerekirse kötü bir iş ortamını düzeltmez, adaletsizliği ortadan kaldırmaz, yorulmanı engellemez. Ama şunu yapar: Bakış açını değiştirir. Bakış açının değişmesi ile iş daha katlanılabilir hale gelir ve dayanma gücün artar.
Çoğu insan işini sadece şöyle görüyor:
-Maaş
-Mesai
-Zorunluluk
Ama şu soru sorulmuyor: “Benim yaptığım iş, kimin hayatını değiştiriyor? Bu soruyu sormadığında, iş sadece zaman doldurmaya dönüşüyor. Şimdi sana hayattan birkaç hikâye ile olayı daha iyi anlatacağım.
Bir sabah düşün. Bir şoförsün. Her gün yaptığın gibi insanları alıp işe götürüyorsun.
O gün araçta bir yolcu var. Sessiz, biraz gergin. Senin için sıradan bir gün. Ama onun için değil. Çünkü o kişi bir doktor. Ve o gün çok kritik bir ameliyata girecek. Trafik var. Biraz hızlanıyorsun, biraz daha dikkat ediyorsun. Onu zamanında hastaneye yetiştiriyorsun. Doktor ameliyata giriyor.
Ve o ameliyatta bir insanın hayatı kurtuluyor. Ama hikâye burada bitmiyor. Kurtulan o kişi, yıllar sonra… İnsanlığa faydalı büyük bir buluş yapıyor ve birçok insana fayda sağlıyor. Ve sen? Sadece “işini yaptığını” sanıyordun.
Ama aslında: Bir hayatı, belki de binlerce hayatı etkiledin.
Bir ilaç firmasında çalışan biri olduğunu düşün. Bir üretim hattındasın. Belki aynı işi yüzlerce kez yaptın.
Ama o ilaç, bir hastaya gidiyor. Ağrısını dindiriyor, hayatını uzatıyor.
Belki o hasta:
-Bir annenin evladı
-Bir çocuğun babası
-Birinin dünyası
Sen sadece üretim yapmadın. Birinin hayatına dokundun.
Bir servis şoförü olduğunu düşün. Her sabah insanları işe götürüyorsun. Sıradan gibi görünüyor.
Ama o insanlar:
-Bir mühendis
-Bir öğretmen
-Bir sağlık çalışanı
Onları işe ulaştırıyorsun. Onlar da başkalarının hayatına dokunuyor. Sen onların görünmeyen başlangıç noktasısın.
Gerçek şu ki: Hiçbir iş anlamsız değil. Sadece yaptığımız işin anlamının farkında değiliz. Hepimiz sadece doktorluk, polislik gibi meslekleri anlamlı sanıyoruz. Aslında ne iş yaparsanız yapın yaptığınız iş anlamsız değil.Sorun: O değeri görememek. Her iş, bir zincirin parçası. Ve o zincir, sandığından çok daha büyük.
Ama Gerçekçi Olalım.Bu bakış açısı şunu değiştirmez:
-İş yine zor olabilir
-Yorulabilirsin
-Bazen sıkılacaksın
Ama şunu değiştirir: yaptığın işin bir anlamı olduğunu hissettiğinde daha dayanıklı, daha sabırlı ve daha motive olursun.
Yarın işe giderken şunu düşün: “Bugün yaptığım iş kimin hayatını etkileyebilir?” Belki cevabı hemen bulamayacaksın. Ama düşündükçe fark etmeye başlayacaksın.

Sonuç
Herkes işini sevmek zorunda değil. Ama herkes yaptığı işe bir anlam yükleyebilir. Ve bazen hayatı değiştiren şey şudur: İşin değil, ona nasıl baktığın değişir. Sen de yaptığın işin anlamını ve bizlere faydasını bulabilirsin.

Yazıyı okumak yerine dinlemek ya da izlemek isterseniz linkten videoya ulaşabilirsiniz;https://youtu.be/UPP5NoR_fHo

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir