Bazen insanın önünde yapılacak şeyler vardır. Zamanı da vardır. Ama içinden gelmez.
Ne yorgun hisseder, ne mutsuz. Sadece… boş.
Ve bu durum çoğu zaman yanlış anlaşılır. Tembellik sanılır. İsteksizlik sanılır. Oysa çoğu zaman mesele bunlar değildir.
1. Zihin Doyduğunda İstek Üretemez
İnsan zihni sınırsız değildir.
Her gün:
Karar verir
Düşünür
Değerlendirir
Endişelenir
Bunların hepsi enerji tüketir. Ama bu yorgunluk kaslarda değil, istek mekanizmasında birikir. O yüzden insan şunu yaşar:
“Yapacak gücüm var ama başlama isteğim yok.” Bu, zihnin doluluk sinyalidir.
2. Anlam Azaldığında Hareket de Azalır
İnsan her şeye değil, anlamlı bulduğuna hareket eder.
Bir iş:
Sürekli tekrar ediyorsa
Sonu görünmüyorsa
Kime ne kattığı belli değilse zihin onu “gerekli ama anlamsız” olarak işaretler.
Ve anlamsız görünen şeyler, zihni yavaşlatır. İsteksizlik burada başlar.
3. Sürekli Devam Etmek Zorunda Olmak Zihni Kilitler
Modern hayatta durmak ayıp sayılır. Yavaşlamak tembellik gibi görülür.
Ama beyin bunu baskı olarak algılar. Baskı arttığında, zihin ilerlemez. Geri çekilir.
Bu yüzden bazı dönemler:
Erteleriz
Oyalanırız
En basit şeye bile başlayamayız
Bu kaçış değil, kendini korumadır.
4. Bastırılan Duygular İstek Olarak Geri Dönmez
İnsan her zaman ne hissettiğini fark etmez. Ama hissettikleri kaybolmaz.
İfade edilmeyen duygular:
Hevesi azaltır
Enerjiyi düşürür
İlgi alanlarını silikleştirir
Ve sonunda tek bir şey kalır: “Hiçbir şey yapmak istemiyorum.”
Aslında istemeyen şey insan değil, yorulmuş olan zihindir.
5. Bu Dönemler Bir Arıza Değil, İşarettir
Her isteksizlik bir sorun değildir. Bazen bir uyarıdır.
Zihin şunu demeye çalışır:
Çok yüklendin
Aynı yerde çok kaldın
Kendinden uzaklaştın
Bu sinyalleri bastırmak, isteksizliği uzatır. Dikkate almak ise kısaltır.
Peki Bu Dönemlerde Ne Yapmalı?
Bu isteksizlik hâli, genelde bir şeyleri zorlayarak geçmez. Ama doğru şekilde ele alındığında uzamaz.
1. Kendinle Pazarlık Yapmayı Bırak
“Başlamalıyım”, “yapmam lazım” gibi cümleler zihinde baskı oluşturur.
Bunun yerine şunu dene: “Şu an yapmak istemiyorum, bunu fark ediyorum.”
Bu cümle garip şekilde rahatlatır. Çünkü zihin, anlaşılınca direnç göstermez.
2. Büyük Hedefleri Geçici Olarak Kenara Koy
Bu dönemler:
Büyük planların
Uzun vadeli hedeflerin
“Hayatımı toparlayayım” düşüncesinin zamanı değildir. Zihin zaten doludur.
O yüzden odak şuna inmeli:
“Bugün sadece neyi yapmasam daha iyi olur?” Bazen ilerleme, yük azaltarak olur.
3. Kendine Ait Olmayan Şeyleri Ayıkla
İsteksizliğin büyük kısmı, başkalarının beklentilerini taşımaktan gelir.
Şu soruyu sormak işe yarar:
“Bunu gerçekten ben mi istiyorum, yoksa benden mi bekleniyor?”
Cevap net olmasa bile soruyu sormak bile zihni hafifletir.
4. Harekete Duygudan Değil, Temastan Başla
Motivasyon gelmesini beklemek işe yaramaz. Ama kendini zorlamak da işe yaramaz.
Ortada bir yol var: temas.
5 dakikalık yürüyüş
Masayı toplamak
Pencereyi açmak
Bunlar hedef değil, temas hareketleridir. Zihin, temas ettikçe açılır.
5. Bu Dönemin Geçici Olduğunu Kabul Et
İnsan çoğu zaman şunu düşünür: “Ya bu hâl kalıcıysa?”
Bu düşünce, isteksizliği büyütür. Oysa araştırmalar şunu gösterir:
Bu tür dönemler çoğunlukla dalga gibidir. Gelir, kalır, gider. Kalıcı olan şey, onunla nasıl başa çıktığımızdır.
Özetlemek Gerekirse
Eğer hiçbir şey yapmak istemiyorsan:
Kendini suçlama
Büyük kararlar almaya çalışma
Küçük temaslarla gününü geçir
Bu hâlin bir mesaj olduğunu unutma
Çözüm hızlanmak değil, doğru yerde yavaşlamaktır.
Sonuç Olarak
Hiçbir şey yapmak istemediğimiz dönemler, hayatın bozulduğu anlar değildir.
Çoğu zaman:
Yavaşlamamız
Yeniden anlam bulmamız
Kendimize biraz alan açmamız gerektiğini gösterir.
İstek zorla gelmez. Alan bulduğunda gelir. Ve çoğu zaman geldiğinde, insan neden gittiğini de anlamış olur.
Yazıyı okumak yerine dinlemek ya da izlemek isterseniz linkten videoya ulaşabilirsiniz;
https://youtu.be/QBKP3qIAq1M

