İYİ BİR HAYAT MI, İYİ GÖRÜNEN BİR HAYAT MI? STATÜNÜN KÖLESİ OLMAK!

Başarılı Ama Özgür Değil: Statünün Kölesi Olmak
Statü, insanlık tarihi boyunca bireyin toplum içindeki yerini, gücünü ve değerini belirleyen önemli bir kavram olmuştur. İlkel topluluklardan günümüz metropollerine kadar, statü hem hayatta kalma hem de itibar için bir araç olarak kullanılmıştır. Modern dünyada statü, çoğu insanın hayat amacına dönüşmüş durumda. İyi bir iş, yüksek maaş, gösterişli unvanlar ve prestijli bir çevre… Başarı olarak gördüğümüz her şey aslında bize bir statü sunuyor. Ve bu statü, görünürde bize güç verirken; perde arkasında bizi yavaş yavaş esir alıyor. Birçok insan kazandığı statüyü sürdürmek için köle gibi çalışıyor; gece gündüz demeden, sağlığını, ilişkilerini, hayallerini feda ediyor. Çünkü statü bir kere elde edildiğinde, artık onu kaybetme korkusu başlıyor.
Statünün Evrimsel ve Psikolojik Temelleri
İnsanın statü arayışı, yalnızca modern toplumların bir ürünü değildir. Evrimsel psikolojiye göre, insan beyni milyonlarca yıl boyunca grup içinde kabul görmek, güçlü ve etkili bir konumda olmak üzere evrilmiştir. Çünkü grup içindeki yüksek statü, daha fazla kaynak, daha iyi eş seçimi ve daha güçlü sosyal destek anlamına gelmiştir (Buss, 2019).
Sosyolog Max Weber’in tanımıyla statü, yalnızca ekonomik güçle değil; bireyin toplum içindeki saygınlığı, onuru ve kabul görmesiyle de ilgilidir. Bu nedenle birey, yalnızca maddi çıkarlar uğruna değil; sosyal onay, aidiyet ve itibar uğruna da statü peşinde koşar.
Statü Tuzağı: Kazandıkça Kaybetme Korkusu
Yüksek statüye ulaşan bireyler, çoğu zaman o noktaya gelebilmek için yıllarını, enerjisini ve sağlığını harcıyor. Ancak ironik biçimde, ulaşılan bu konum onları özgürleştirmektense yeni bir tutsaklık yaratıyor. Artık çalışmak bir zorunluluk haline geliyor; yalnızca para kazanmak için değil, elde edilen prestiji, çevresel onayı ve “başarılı insan” imajını sürdürebilmek için.
Statüye bağımlı hale gelen kişi;
– Bitmek bilmeyen mesai saatlerine razı oluyor,
– Özel hayatını ihmal ediyor,
– Sağlığını ve mutluluğunu ikinci plana atıyor,
– “El âlem ne der?” kaygısıyla kendi isteklerini bastırıyor,
– Sürekli daha fazlasını başarma stresi ile yaşıyor.
Statünün Kölesi Olmanın Belirtileri
Statünün kölesi olan bireylerde sıklıkla şu durumlar gözlenir:
Tükenmişlik sendromu: Yoğun tempo ve sürekli beklentileri karşılamaya çalışma hali bireyi fiziksel ve ruhsal olarak yorar.
Anlam arayışı krizi: Kişi, kazandığı statünün neden yeterli gelmediğini sorgulamaya başlar. “Daha ne kadar çalışacağım?”, “Bunun sonu var mı?” gibi sorular gündeme gelir.
Kaybetme korkusu: Birey, elde ettiği unvanı, maaşı ya da saygınlığı kaybetme korkusuyla kendi isteklerini bastırır ve bir tür esarete sürüklenir.
Gerçek Hayattan Bir Örnek: Emir’in Hikayesi
Emir, 40’lı yaşlarının başında bir teknoloji şirketinde üst düzey yöneticiydi. Onun için hayat, üniversiteden mezun olduğu gün “başarı” yarışının başlaması demekti. Hızla yükseldi, büyük maaşlar aldı, şirket toplantılarında adı saygıyla anılır oldu. Dışarıdan bakıldığında tam bir başarı hikayesiydi.
Ama gerçek bambaşkaydı: Emir artık sabahları yataktan kalkmak istemiyordu. Gece geç saatlere kadar süren toplantılar, hafta sonu iptal edilen tatiller, sağlığına ve ailesine ayıramadığı zaman onu içten içe bitiriyordu.
Neden bırakmıyordu? Çünkü Emir korkuyordu.
– “Bunca yıldır geldim bu noktaya, şimdi bırakırsam ne derler?”
– “Ya başarısız biri olarak görülürsem?”
– “Elde ettiğim saygıyı kaybedersem kimim ben?”
İşte bu sorular Emir’in görünmeyen zincirleriydi. Ve ne acıdır ki, onu hayattan keyif almak yerine sürekli kaybetmeme savaşına sokuyordu.

Peki, Çözüm Ne?
Başarı dışarıdan değil, içeriden tanımlanır. Ve gerçek değer başkalarının ne dediğinde değil, insanın kendi vicdanında ve huzurundadır.
Minimalist yaşam felsefesi: Daha fazla kazanmak ve daha yüksek unvanlar elde etmek yerine, “benim için gerçekten ne yeterli?” sorusunu sormak. Bunlar doğru fakat çoğu zaman teoriktir. Şimdi dürüst olalım:
Statüyü tamamen yok etmek mümkün değil.
İnsan sosyal bir varlık ve toplum, bireyi sürekli sınıflandırır. Bunu inkâr eden çözümler iyi hissettirir ama işe yaramaz.
1. Statüyü Yok Etmeye Çalışma, Tek Kaynak Olmaktan Çıkar
Statü köleliği genellikle şuradan doğar:
İnsanın tüm değer duygusunu tek bir role bağlaması.
– Mesleğim, ünvanım, gelirim , toplumdaki “yerim”, Bu tek kaynak sarsıldığında, insanın tamamı çöker.
Çözüm: Statüyü hayatındaki tek değer kaynağı olmaktan çıkarmak.
Bu ne demek?
A) Mesleğin olsun ama tek kimliğin olmasın ;
Üreten İnsan Kimliği ; Yazı yazan , düşünce üreten , bir konuda derinleşen, görüş geliştiren kişi
Meslekten bağımsız olarak bu insanlar için şöyle denir: “Bu adamın / kadının kafası çalışıyor.”
B) Tutarlılık Kimliği ;
Ne dediği belli, Ne yapacağı tahmin edilebilir , Dün söylediğiyle bugün çelişmeyen kişi
İnsanlar bilinçsizce şunu hisseder: “Bu insanın bir omurgası var.”
C) Derinlik Sahibi İnsan Kimliği;
Her konuda fikri olan değil, bazı konularda gerçekten düşünen insan. Her sohbete atlamaz, Konuştuğunda boş konuşmaz , Sessizliği rahatsız edici değildir.
Bu insanlar için: “Bu adam az konuşuyor ama boş değil.” düşüncesi oluşur.
E) Katkı Sağlayan İnsan Kimliği;
Ortamda bir şey ekleyen, konuşmaya seviye katan , insanları sakinleştiren , perspektif kazandıran kişi.
İnsanlar şöyle düşünür: “Bu kişi olunca ortam değişiyor.” Bu, meslekten daha güçlü bir kimliktir. Toplumdaki yerin olsun ama iç dünyanı tamamen ona bağlama. Saygıyı sadece iş üzerinden değil, başka alanlardan da inşa et.
2)“Toplum” Tek Bir Şey Değildir: Kimin Bakışını Önemsediğini Seç
Çoğu insan farkında olmadan şunu yapar: Herkesin bakışını eşit derecede ciddiye alır.
Oysa kimin fikri benim hayatımı gerçekten etkiliyor? Kimin saygısı benim için anlamlı? Kimin bakışı sadece gürültü? Bu ayrım yapılmadan statü baskısı azalmaz. Bu kimi için eş, kimi için anne ve baba, kimileri için de yakın arkadaş olabilir. Destekleyen bir eş, aile veya arkadaş çok büyük bir şans.
Sonuç: Statü, toplumsal yaşamın kaçınılmaz bir parçasıdır. Ancak statü bir amaç haline geldiğinde, bireyin ruhunu tüketen bir esarete dönüşebilir. Gerçek özgürlük, bireyin kendi değerlerini keşfetmesi ve hayatını bu değerlere göre inşa edebilmesindedir. Statünün efendisi mi olacağız, yoksa onun kölesi mi? Bu sorunun cevabı, her bireyin kendi yolculuğunda gizlidir.

Yazıyı okumak yerine dinlemek ya da izlemek isterseniz linkten videoya ulaşabilirsiniz;
https://youtu.be/pvgMHb_mo8k

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir